İsrail’in 100 yıllık savaş taktiği İran’a karşı bu kez etkili olamayabilir
İsrail, tarih boyunca çevresindeki küçük devlet ve örgütlere karşı geliştirdiği hızlı ve sürpriz askeri taktiklerle birçok kez zafer kazandı. Ancak uzmanlar, aynı klasik stratejilerin İran gibi güçlü ve asimetrik savaş yeteneklerine sahip bir rakip karşısında aynı etkiyi göstermeyeceğini belirtiyor.
İran, uzun menzilli İHA’lar, balistik füzeler ve bölgesel vekil güçler aracılığıyla İsrail’in hava üstünlüğünü dengeleyecek stratejiler geliştiriyor. Ayrıca, liderleri hedef alan İsrail operasyonları kısa süreli psikolojik avantaj sağlasa da İran’ın toparlanmasını engelleyemiyor. Analistler, bu nedenle İsrail’in geleneksel taktikleriyle İran’a karşı kesin bir zafer elde etmesinin mümkün olmadığını vurguluyor.
Tarihte İsrail, özellikle 1967 Altı Gün Savaşı’nda çevresindeki Arap devletlerine karşı hızlı hava üstünlüğü ve sürpriz saldırı taktikleriyle önemli başarılar elde etti. O dönemde hava gücünü kullanarak hava savunmalarını çökerten ve kara kuvvetlerine avantaj sağlayan yöntemler, ardından 1973 Yom Kippur Savaşı’nda da benzer hava‑kara entegrasyonu ile yoğunluk kazandı. Bu klasik yaklaşım, İsrail’in askeri tarihinde uzun yıllar stratejik temel olarak görüldü ve pek çok kez “hızlı ve keskin operasyonlarla net sonuç almak” şeklinde tarif edildi. Ancak bu geleneksel strateji, İran’a karşı uygulanmaya çalışıldığında aynı etkiyi yaratmakta zorlanıyor.
Günümüz çatışması bağlamında, İsrail ile onunla ittifak yapan güçlerin İran’a yönelik hava saldırıları ve özel operasyonları, hedef aldıkları İranlı askeri altyapı ve komuta noktalarında belirli düzeyde etki yaratmış olsa da bu başarı, stratejik zafer getirmedi. Hatta uluslararası uzmanlar, İran’ın sürdürdüğü direnç stratejisinin, İsrail’in klasik askeri yaklaşımını boşa çıkarma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyorlar. İran, uzun yıllardır geliştirdiği asimetrik savaş yetenekleri sayesinde bölgedeki yerel ve vekil unsurlarla ilişki kurdu ve geniş bir coğrafyada etkinliğini koruyor. Bu durum, İsrail’in sadece hava üstünlüğü veya dar kapsamlı saldırılarla rakibini “yenmesini” zorlaştırıyor.
Modern savaş deneyimleri de benzer ihtimalleri destekliyor: özellikle İsrail’in “decapitation” yani lider kadroları hedef alma stratejisi — üst düzey İranlı komutanları ve devlet yetkililerini hedef alan saldırılar — başlangıçta psikolojik avantaj yaratmış olabilir, ancak analizler bu taktiğin uzun vadeli siyasi hedeflerine ulaşamadığını gösteriyor. Birçok stratejist, bu yaklaşımın İran toplumunda sert bir karşı tepki ve rejimin toparlanma refleksi yarattığını, dolayısıyla tam “zafer” sonucuna ulaşmanın mümkün olmadığını savunuyorlar.
