Of ilçesinde 2009'da kaybolan 9 yaşındaki Yusuf Kazdal'ın ailesi, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamalarının kendilerine umut verdiğini söyleyerek Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, o dönem ilçede kaymakamlık görevinde bulunduğunu ve kendileri ile çok ilgilendiğini söyledi.
Tunceli'de 6 yıl önce kaybolan Gülistan Doku soruşturması, geçtiğimiz günlerde kayıp dosyasından cinayet dosyasına evrilmiş, bu kapsamda dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel dahil 12 kişi tutuklanmıştı.
Bu gelişmeye dair açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul dosyaların kurulan özel birim tarafından yeniden inceleneceğini bildirmişti.
Bu açıklamanın ardından, yıllardır çözülemeyen kayıp vakaları yeniden gündeme geldi.
BAKAN GÜRLEK'İN AÇIKLAMASI UMUT OLDU
Trabzon'un Of ilçesinde 30 Mart 2009 tarihinde çöp dökmeye gittikten sonra kaybolan ve yapılan arama çalışmalarında kendisine dair bir ize ulaşılamayan Yusuf Kazdal'ın ailesi, Bakan Gürlek’in ‘Sadece Gülistan Doku dosyası değil, Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyaları da inceleniyor. Biz bir birim kurduk. Faili meçhuller, daha önce takipsizlik verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor.’ açıklamasının kendilerine umut verdiğini ifade etti.
KAYIP YUSUF KAZDAL DOSYASINDA TUNCAY SONEL DETAYI
Gözyaşlarına hakim olamayan baba Tahir Kazdal, Yusuf’un kaybolduğu dönemde, Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, Of ilçesinde 2008-2012 tarihleri arasında kaymakamlık görevinde bulunduğuna dikkati çekti.
Oğulları için yaptırdıkları boş mezarın jandarma tarafından kazıldığını, yol çalışması nedeniyle mezarın kaldırıldığını, üzerine ‘Kayıp Yusuf’ yazdırdıkları mezar taşını da evlerinde sakladıklarını söyleyen acılı anne Esma Kazdal da sadece oğlunun değil, tüm kayıpların bulunmasını istediklerini söyledi.
"BUNLAR AKLIMIZDA BİR SORU İŞARETİ OLUŞTURDU"
Oğluna ilişkin savcılık soruşturmasının sürdüğünü kaydeden Tahir Kazdal, "Oğlum Yusuf, 2009 yılında saat 10.00 sıralarında annesine dışarı çıkacağını söylemiş. Annesi de ondan çöpü atmasını istemiş. O da çöpü almış çıkmış, ben de inşaatta çalışıyordum. Öğle yemeğine eve geldim. Eşim Yusuf’un eve gelmediğini söyledi. Ben de 'Çocuktur, gelir' dedim. İşe geri döndüm, keşke dönmeseydim. Akşam eve geldiğimde Yusuf hala yoktu. Yusuf’u aramaya başladık.
Nerelere gittiğini arkadaşlarına sorduk. Onlar da saat 14.30’da Yusuf’un eve gitmek için yanlarından ayrıldığını söyledi. Saat 19.00’larda marketin önünde bir arkadaşım onu görmüş. Belediyeye ilan verdim. O zamanlar bir subay vardı. Sabah olunca beni yanına çağırdı. Dere kenarında bir pantolon bulduğunu söyledi. Pantolon çok büyüktü, Yusuf’a uygun değildi ve zaten onun da değildi. Yusuf’u benden daha çok görüyordu. Neyi kapatmaya çalıştı bilinmez.
Evimizin köşesinde manav vardı. Manavın kamerası bir gün öncesinde çalışıyor ama Yusuf’un kaybolduğu gün çalışmıyor. Hesapta araştırmışlar, öyleymiş. O gün kameranın çöktüğünü söylediler. Bunlar aklımızda bir soru işareti oldu. Dosyamız kapanmış değil, savcımız araştırmalarına devam ediyor. İnşallah bir sonuç çıkar." diye konuştu.
"TUNCELİ VALİSİ BİZİM ESKİ KAYMAKAMIMIZDI, BİZİMLE ÇOK İLGİLENDİ"
Tahir Kazdal, "Tunceli Valisi bizim eski kaymakamımızdı. O zaman bizimle çok ilgilendi. Şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başbakandı. Milletvekili Abdulkadir Kart bizi telefonla Cumhurbaşkanımızla görüştürdü. Cumhurbaşkanımızla telefonda 10 dakikadan fazla görüşmemiz oldu. O soru sordu ben de cevapladım. Telefon görüşmemiz bittikten sonra kapımız çaldı. Bir de baktım ki, o zamanın kaymakamı Tuncay Sonel geldi. ‘Aferin, sen balığı baştan yakaladın’ dedi. Biz de onu içeri davet ettik. ‘Balığı baştan yakaladın’ demesinin ne anlama geldiğini bilemiyorum. Bize o dönem ne derlerse inanıyoruz. Başımıza böyle acı bir olay geldi. O dönem bizimle ilgilendi. Eşimin kafası dağılsın diye iyilikleri de olmuştu.
"İYİLİK MİYDİ BİR ŞEYLERİN ÜZERİNİ KAPATMAK MIYDI, BİLMİYORUZ"
Ancak iyilik miydi yoksa bir şeylerin üzerini kapatmak için miydi; onu da bilemiyoruz. Şu ana kadar şüphem yoktu. Tuncay Sonel ile babası vefat ettiğinde konuşmuş, mesajlaşmıştık. Şimdiki olayları duyunca benim de canım sıkıldı. Acaba diyorum öyle midir? Yine de inanamıyorum. Benim bir ümidim var. O da bana pantolonu gösteren subayın ifadesidir. 'Onun ifadesi alındı' dediler ama alınmadı. Subay olduğu için çekimser kaldık. Herhangi bir olay olur diye sesimiz çıkmadı ama Allah bilir. Bizim dosyaya el atılırsa memnun oluruz. Belki yurt dışına kaçmıştır, 18 yaşından sonra gelir ama yok. 18 yaşında eve oğlum için seçmen kağıdı bile geldi ama o gelmedi." dedi.